His Forum

His'lerinize Güvenin


    Devil May Cry 4

    Paylaş
    avatar
    RaZoR
    Süper Moderatör
    Süper Moderatör

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 709
    Yaş : 25
    Nerden : IsTaNbUl
    Lakap : --
    Kayıt tarihi : 17/02/08

    default Devil May Cry 4

    Mesaj tarafından RaZoR Bir Ptsi Ağus. 04, 2008 12:35 am

    Merhaba arkadaşlar;

    Tarihler 2000 senesini gösterdiğinde PS2 sahipleri ve oyun dünyası, şimdiye kadar en çok sevilen oyun karakterlerinden birisi olacak Dante ile tanışmışlardı. Bu adrenalin yumağı, cool ve esprili, kendisinin 10 katı büyüklüğündeki düşmanları ile dalga geçercesine konuşan ve yaptığı kombolarla darma duman eden, yarı insan yarı iblis arkadaşımız, tüm zebanileri ve şeytanları yok etmeyi kendisine görev edinmişti. İşin ilginç yanı ise Resident Evil yapımcılarının, yeni bir RE olarak tasarladıkları, ancak oyun dünyasının en büyük fenomenlerinden birisine dönüşen bu yapımın beklemedikleri bir başarı yakalaması idi. Stil sahibi ve aksiyon oyunlarına yenilikler getiren yapım, 4 milyon kopyaya kadar satınca devamının gelmesi kaçınılmaz bir hal aldı.

    Peki, yapımcılar ikinci oyunun, serinin en kötüsü seçileceğini de tahmin etmemişlerdir herhalde. Oyun hikaye olarak iyiydi. Yeni karakterler de katılmıştı yapıma. Ancak bir şeyler değişmişti. Özellikle ilk oyunda herkesin hayran olduğu Dante. Adam soğuk bir nevaleye dönüşmüş, oyuncular tarafından hiç beğenilmemişti. Oynanışta eski oyunun tadını vermiyordu. Sonuçta DMC2, serinin en kötü oyunu olarak oyun tarihine geçmiş oldu.



    2005 senesinde ise DMC3 PS2 lerimizde boy gösterdiğinde, yapımın hayranları bir oh çekti. Sevdikleri Dante geri gelmişti. Yine espirili, cool ve hiperaktif kahramanımız bizlere inanılmaz bir macerada eşlik edecekti. Oyun ise aksiyon olarak tavan yapıyordu. Dante ye yeni özellikler eklenmiş, yeni dövüş stilleri getirilmişti. Bu sitillerden hangisinin kullanılacağı ise her görev öncesi belirlenmesi gerekiyordu. Yapım bu sefer ilk oyundan önceki zamana, Dante’nin geçlik yıllarına dönüyordu. Bu oyunda Dante’nin ikiz kardeşi oyuna ekleniyor ve bizleri şaşırtıyordu. (Daha sonra çıkarılan DMC3:SE sürümünde bu karakteri de yönetebiliyorduk). Ancak oyun aşırı derecede zordu. Bir bölümü geçmek, özellikle BOSS savaşlarını bir seferde bitirmek imkansız bir şeydi. Komboların da sınırının olmaması, biz oyuncuları baya bi perişan etmişti. Parmaklarımın ve Dualshock ımın ne halle geldiğini iyi hatırlıyorum.

    Ve 2008 senesindeyiz. Artık yeni nesil konsolların devri. DMC serisi de buna uygun olarak geçtiğimiz günlerde bizlerle buluştu. Yapımın, çıkmadan önce gösterilen videolarından, gerçekten de şimdiye kadar ki en iyi grafikli DMC ile karşılaşacağımızı anladık ve oyunun gelmesi için daha da sabırsızlandık. DMC4’te yapımcılar yine bize süprizler hazırlamışlar. Öncelikle oyun tarihinin en büyük aksiyon karakterlerinden birisi olan Dante’nin, tabiri caizse papucu dama atılmış ve ikinci planda olan bir karakter haline gelmiş. Yeni baş karakterimiz ise, Nero isminde yeni yetme, en az Dante kadar cool, ancak onun kadar karizmatik olmayan yetenekli bir genç. Şahsım adına DMC deki bu karakter değişimini, MGS2 de Snake yerine Riaden geçmesi gibi bir durum olarak değerlendiriyorum. Özellikle Dante o kadar karizmatik bir şekilde yaratılmış ki, içimden niye sadece Dante’yi yönetemiyoruz diye geçirmedim değil.

    Oyunumuza, büyük bir katedral de Nero’nun sevgilisinin konseri ile başlıyoruz. Gotik mimariden esinlenerek modellenmiş şehir gerçekten büyük ve gösterişli. Katedralde Papa ayarında bir amcamız ayin yaparken, tavandan Dante iniyor amcamızın tepesine ve bir kurşunla işini bitiriyor. Tam bu sırada başlayan kargaşa ortamında, Dante şehrin birçok askerini de eşşekler cennetine gönderiyor. Katedral tümüyle boşalınca da Nero vs. Dante karşılaşması için kumandayı alıyoruz elimize. Her ne kadar Boss tarzı bir mücadele gibi görünse de bu dövüşte Nero’nun yeteneklerini kullanmayı ve oynanışı öğreniyoruz.

    Aslında oyunda hem Nero’yu hem de Dante’yi yönetiyoruz. Oyunun yüzde 60’ı Nero, yüzde 40’ında da Dante olarak mecarayı tamamlayacağız. Her iki karakterin de dövüş sitilleri birbirinden oldukça farklı. Öncelikle Nero’nun en büyük silahı Devil Briger adı verilen özelliği. Nero’nun sağ kolu şeytani bir özelliğe sahip. Bu özellikle Nero, düşmanlarını uzak mesafelerden yakınına çekiyor, onları yerden yere vuruyor. Ayrıca en ulaşılmaz görünen yerlere de bu özellik sayesinde erişebiliyor. Kombolarda da bu özellik sayesinde ağır darbe vurarak uzağa fırlattığımız düşmanları hemen yanımıza çekerek komboları yarım bırakmadan kesmeye ve vurmaya devam edebiliyoruz. DMC serilerinin özelliği olan devasa yaratıklarla yapılan Boss savaşlarında da Nero rakiplerini sağ kolu ile perişan edebiliyor. Tabii bazı atraksiyonlarda da Devil Briger özelliği baya bir işimize yarayacak. Bunun yanında bir adet tabancamız ve bir de kocaman bir kılıcımız var. Nero’nun kılıcı ilginç bir tasarıma sahip. Bu silaha “ara gazı” verip, daha etkili vuruşlar yapabiliyoruz. Tabi silahlarımızın gelişimi de yine standart olarak oyunda var. Bu gelişimlerle karakterimiz daha da durdurulmaz olacak.


    Dante ise bildiğiniz Dante. Serinin önceki oyunlarında olduğu gibi yine dört değişik dövüş stili mevcut. Ancak 3. oyunda, her bölüm başında belirlediğimiz bu stiller, bu sefer daha rahat erişilebilir yapılmış. Sixaxis’inizin yön tuşları ile erişilen bu özellikler, Dante yi daha da ölümcül bir hale getiriyor. Dante klasik silahlarının yanına iki yeni aksesuar daha ilave ediyor. Bunların ne olduğunu, oyunu kendiniz oynadığınızda görmeniz açısından belirtmiyorum. Tabi kısa süreliğine kullanabildiğimiz şeytani gücü de yerli yerinde duruyor. İşin açıkçası çok kullanma gereği duyacağınız bir özellik olmayabilir.

    Oyunanış olarak yapıma bazı yenilikler getirilmiş. Öncelikle bulmacalar daha kaliteli ve uğraştırıcı olmuş. Eski oyunlardaki gibi, kolyeyi bul yerine tak kapı açılsın mantığının bırakıldığı iyi olmuş DMC için. Hele bazı bulmacalar, iyi mantık gerektiren tarzda yapılmış. Bu konuda gerçekten çok memnun oldum. Bir de aksiyon oyunlarında moda olamaya başlayan zamanı yavaşlatma olayı DMC de de var. Bazı bulmacalar ve engeller bu şekilde geçilebiliyor. Yine de bu bir gerçeği değiştirmiyor. Oyun oldukça kolay. Hele normal seviye de oynuyorsanız, işinizin çok kolay olduğunu belirtmekte fayda var. Bunda yapay zekanın kötü olması da etkili. Düşmanlarınız tam anlamı ile saf saf sizin onlara vurmanızı bekliyor. Zaten savunma yapmak gibi bir özellikleri yok. Saldırı konusunda da çok becerikli olmayınca size kombo yapmaktan başka seçenek kalmıyor. Aynı zekasızlık Boss’lar için de geçerli. Size hiç sürpriz yapmıyorlar. Yaptıkları saldırılarda belli bir yolu takip ediyorlar. En acemi oyuncu bile biraz dikkatle bir seferde geçecektir Boss savaşlarını. Hele Ninja Gaiden oynamış birisi için bu düşmanlar tam anlamı ile çocuk oyuncağı olacaktır. Tabii oyunun eksi yanlarından biri çizgisellik ve görünmeyen duvarlar. Artık bu zamanda biraz daha serbestlik istiyor insan.



    Grafikler tek kelime ile harika olmuş. Karakterler, mekanlar muhteşem. Oyun PS3 ün gücünü iyi kullanmış. Hatırlayacağınız gibi önceki oyunlar hep kapalı mekanlarda geçerken, şimdiki oyun da açık alanlar ağırlıkta. Gerek karla kaplı dağlar, gerek ormanlar, gerekse de şehir iyi tasarlanmış. Tabi ormanlık bölgelerdeki kalitenin Uncharted oyunundaki kadar olmadığını da belirteyim. Ancak Boss’lar dışında aynı şeyleri düşmanlar için söyleyemeyeceğim. Şimdiye kadar gördüğüm en saçma sapan düşmanlarla karşılaştığımızı söyleyebilirim DMC4’ün başında dövüştüğümüz yaratıklar için. Hele ki korkuluk kılıklı olanlar tam anlamı ile saçmalık abidesi. Bir de akıllı olmayınca hiç çekilmez oluyorlar. Hani kırmızı orb bırakmasalar hiç uğraşılacak tipte değiller. Boss’lar ve kanatlı şovalyeler iyi tasarlanmış. Bunlarla yapılan savaşlar nispeten daha zorlayıcı. Özellikle ilk karşılaştığımız Boss beni en çok etkileyen oldu. Tam anlamı ile devasa boyutlarda, her yanından alevler çıkan bu yaratık ile dövüşmek hem eğlenceli hem de egolarınıza iyi gelen bir deneyim oluyor.

    Nihayetinde, serinin müdavimleri ve aksiyon severler için iyi bir deneyim olacak bir oyun DMC4. Yeni nesil grafikleri, iyileştirilen bulmacaları, yeni kahramanı ve şimdiye kadar olmadığı kadar karizmatik olan Dante’siyle oynanmayı hak eden bir yapım ortaya çıkarmış yapımcılar. Uzun oyun süresi de bir artı. Ayrıca oyunu bir kez bitirdiğinizde, oyunu hemen bırakamıyorsunuz. Çünkü geliştirilebilir silahlar sayesinde bir kez daha oynamak isteyeceksiniz. Yapımcılar biraz daha dikkat göstermiş olsalar, yapay zekaya biraz kişilik kazandırsalar belki de serinin en iyi oyunu olarak anacağımız bir yapım olabilirdi DMC4.


    GRAFİK: 9
    HİKAYE: 7
    OYNANIŞ: 8
    EĞLENCE: 9
    GENEL: 8.2


    _________________
    HIZ FELAKETTİR, YAPMAK CESARETTİR....

      Forum Saati Cuma Tem. 28, 2017 12:32 pm