His Forum

His'lerinize Güvenin


    The Godfather

    Paylaş
    avatar
    RaZoR
    Süper Moderatör
    Süper Moderatör

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 709
    Yaş : 25
    Nerden : IsTaNbUl
    Lakap : --
    Kayıt tarihi : 17/02/08

    default The Godfather

    Mesaj tarafından RaZoR Bir Ptsi Ağus. 04, 2008 12:26 am

    Organize Suç denilince insanın ilk aklına gelen kavram Mafya’dır. Mafya’nın literatüre geçmesini sağlayanlar ise İtalyanlardan başkası değil. İtalyan organize suç örgütlerinin yapısı ise çok basit olarak bir “aile” ve bir “baba”dan oluşmakta, bölgeler, şehirler ve eyaletler gittikçe daha güçlü ailelerin emri altındadır ve sürekli diğer bölgelere hakim aileler ile bir savaş içinde bulunurlar.

    Mario Puzo’nun kitabında bahsettikleri aynen yukarıda anlatılanların ufak bir özeti aslında. Kitaptan esinlenen Paramount Pictures’ın beyaz perdeye aktardığı The Godfather filmi ise şimdiye kadar görüp görülebilecek en başarılı ve gerçekçi mafya filmi olarak hafızalarda yer etmeyi başarmıştı. 1972 yılında gösterime giren ilk filmde Marlon Brando, Al Pacino, James Caan ve Robert Duvall gibi unutulmaz isimleri bir araya getiren Francis Ford Coppola imzalı The Godfather’ın ardından gelen iki filmle, seri kült klasikler arasına girmişti. Dünyanın en büyük film veritabanı olarak bilinen imdb.com’un ilk açıldığı günden bu yana en iyi filmler sıralamasında zirveyi bırakmayan The Godfather serisi, toplamda 16 Oscar ödülünün de sahibi olmayı başarmış bir başyapıt aynı zamanda. Filmin getirdiği bu başarının ardından şimdide Electronic Arts yapımı bir The Godfather oyunu var karşımızda.

    Electronic Arts, The Godfather’ı ilk duyurduğundan bu yana çok fazla bilgi açıklamaktan ve görüntü yayınlamaktan kaçındı. Oyunun çıkacağı tarihe kadarda oyunu merakla bekleyen oyun severlerin daha da meraklanmasını sağlayan EA çalışanlarının benimsediği bu politika ne kadar başarılı olur bilemeyiz ama oyunu Holiday sezonunda piyasaya süremedikleri için zaten şimdiden milyonlarca dolar zarar etmiş durumdalar.

    Oyuna başladığımızda isteğimize bağlı oynayabildiğimiz ama bence oynamanız gereken Prologue bölümünde, daha ufacık bir çocukken 1936 New York’unda Little İtaly denilen bir semt de buluyoruz kendimizi ve ailemizin başına gelen acı olayın ardından Don Vito Corleone’nin bizi kolları arasına almasına şahit oluyoruz. 9 sene sonra ise genç bir delikanlı olan karakterimizin modellemesi ise tamamen bize bırakılıyor. EA Sports’un NBA ve NFL gibi oyunlarında görmeye alışık olduğumuz yüz modellemesi daha da ileri bir versiyonu ile karşımızda bulunuyor. Gözlerden buruna ve çene yapısına kadar bir çok farklı kombinasyon oluşturabildiğimiz bu bölümde kendi Don Vito’muzu oluşturabilmemiz mümkün kılınmış. Karakterimizin sadece fiziksel özelliklerini değil üstünü başını da değiştirebildiğiniz bu bölümde birçok elbise ve ayakkabı ise oyunun başında henüz kilitli durumdalar. Zaten kilidi açık olanları satın alacak paramızda yok üzerimizde.

    GTA’da ki özgür oynayışa alışan oyun severlerin The Godfather’ın kontrollerine alışması epey vakit alacak ama alıştıktan sonra sorun da kalmayacaktır. GTA demişken, oyunumuzun GTA ile ortak olan noktasına da değinelim. Aslında ortak noktası demek istemiyorum ama koca bir şehirde özgürce dolaşma fikrinin ilk ortaya çıktığı oyun GTA olunca ister istemez benzetme ve karşılaştırmalarda yapılıyor. The Godfather’da aynı GTA’da olduğu gibi bir haritamız ve özgürce dolaşabildiğimiz koca bir şehir var. Aslında GTA’daki şehirler ile kıyaslandığında çok da büyük denilemez. New York’un 5 farklı bölgesini içeren oyunumuzda özgürce dolaşabilmekteyiz. Bu 5 farklı bölge ise Brooklyn, Midtown, Little İtaly, Hell Kitchen ve New Jersey olarak karşımıza çıkmakta ve her bölgeye de farklı aileler hükmetmekte. Haritamızda ise farklı etkileşimlere girebileceğimiz bir çok mekan bulunuyor. Bir berbere gidip saçımızı başımızı düzeltebileceğimiz gibi alışverişe de çıkabiliriz. Yeter ki paradan haber verin. 1945 New York’unda her şeyin ucu paraya dokunuyor adeta. Etrafta içlerinde polislerinde bulunduğu yüzlerce rüşvetçi kol geziyor ve bir şeyler yapabilmek içinde paraya da epey ihtiyacımız bulunmakta.

    Oyunda paraya ihtiyacımız olsa da oyunda asıl önemli olan şey saygınlık. Etrafa korku salarak da güç kazanabiliyoruz ama bu bizi bir sadistmiş gibi göstermekten ileri gitmiyor. Örneğin bir kasabı haraca bağlamak için öncelikle onu ikna etmelisiniz. İsterseniz dükkânını başına yıkabilir, isterseniz de onun gözünü korkutacak düzeyde hırpaladıktan sonra sakin bir şekilde dükkânı terk edebilirsiniz. İkincisini seçmek her zaman için daha az para demek ama aynı zamanda daha fazla saygınlıkta getiriyor bizlere. Parayı zaten bulabileceğimiz birçok yol var ama saygınlık o kadar kolay kazanılmıyor. O yüzden etrafa korku salan biri olmak bu oyunda aklınıza gelecek en son şey olmalı.

    Oyunda saygınlık ve tecrübe kazandıkça aynı RPG oyunlarında olduğu gibi Level atlıyoruz. Level atladıkça da çeşitli özelliklerimizi geliştirebilmemiz mümkün. Bunlar; Fightnig (yakın dövüş), Shooting (silah becerisi), Health (daha geç ölme), Speed (hız) ve Street Smart (daha çok kitle imha silahı taşıyabilme) olarak kendini gösteriyor.

    Oyundayken Start tuşuna bastığımızda ise karşımıza farklı bir menü daha çıkıyor. Buradan Map menüsü ile tüm şehri ve etkileşime girebileceğimiz yerleri görebilmek mümkün. Objectives ile görevlerimizin ne olduğunu görebilmekte, Career Progress ile de Don Vito olma yolunda hangi seviyede olduğumuzu görebilmekteyiz. Skills and Upgrades’de ise level atladıkça az önce yukarı da bahsettiğim özelliklerimizi geliştirebiliyoruz. Son olarak Tom’s Report’da ise Avukat Tom Hagen’in topladğı, FBI’ın bizim için tuttuğu raporları ve diğer mafya aileleri ile bölgelerin durumu hakkında bilgiler alabilmekteyiz.

    Tüm bütün bu olanlar ise filmin senaryosu ile aynı paralelde cereyan ediyor oyuna. Eğer filmi daha önce izlediyseniz kendinizi atmosfere daha fazla kaptırmanız mümkün. Karakterimiz ise filmde yer alan biri olmasa da oyunda karşımıza çıkan sahneleri hatırladıkça insan ister istemez filmin içindeki bir yardımcı oyuncu gibi hissediyor kendini.

    Diğer yandan GTA’da olduğu gibi bu oyunda da araba kullanabilmekteyiz. Araba kullanmak için ise bir araba çalmamız gerekiyor. Araba çalmakta yine bizim saygınlığımızı düşüren etmenlerden. Bazı araç sahipleri arabasını bırakmak istemeyince de ufak bir kavgaya tutuşmak zorunda kalabiliyoruz. Arabaya biner binmezde peşimize polis takılıveriyor. Aslında etrafta işlediğimiz birçok suçta anında polisi dibimizde bulmak gereksiz bir zorlaştırma olmuş. Ayrıca polisler oldukça agresifler. Ama arabalı kovalamacalar da onları bir yerlere çarptırıp yoldan çıkartmak da epey kolay ve eğer bulunduğumuz bölgeden çıkıp başka bir bölgeye gitmeyi başarabilirsek polislerde bizi aramayı bırakıyorlar. Ama aynı bölgeye geri gittiğimizde polislerin yine peşimize düşmeleri söz konusu olacağı için bir müddet ortalığın yatışmasını beklemekte fayda var.

    Oyundaki araç kullanımı ise oldukça basitleştirilmiş. 1940’lı yıllarda bu kadar rahat dönüş yapıp hızlı gidebilen araçlar olabileceğini zannetmiyorum ama EA kontrollerde oyuncuya sağlamadığı serbestliği araç kullanırken vermeyi ihmal etmemiş. Yalnız araç çeşitliliği oldukça az. Bilmiyorum 1940’larda bu kadar az araç çeşitliliği söz konusumuydu ama hep aynı çeşit araçlar görmek göze de batmıyor değil. Ayrıca araç modellemeleri de oldukça zayıf. Yeterince ışıklandırılmayan ve düşük poligonlarla karşımıza çıkan araç modellemeleri oyunun atmosferine pek yakışmamış diyebilirim.

    Gelelim oyunun fiziklerine. Özellikle araç kullanırken etrafta ne var ne yoksa kırıp dökebiliyoruz. Trafiğin yoğun olduğu caddelerde ise ortalık savaş alanına dönebiliyor. Yine birileri ile kavga ya da silahlı çatışma da iken de birçok eşyayı kırıp dökebilmekteyiz ama çok da ciddi bir şeyler beklemeyin oyundan fizik modellemesi konusunda. Daha çok önceden tasarlanan şeylere etki edebiliyormuşsunuz havasında görünüyor her şey.

    Yapay zekâya gelince ise, göze hem iyi hem de kötü gelen birçok şey görebilmekteyiz. Öncelikle etrafta olup bitenlere tepkisiz kalmayan bir halk topluluğu var caddelerde. En ufak bir tahrik edici hareketinizde korkup kaçabildikleri gibi ellerini kaldırıp size boyun da eğebilmekteler. Yalnız ufak bir trafik kazasından korkup neden kaçarlar hala anlayabilmiş değilim. Diğer yandan düşmanların yapay zekâları ise kendilerini saklama konusunda epey iyi olsa da, sizi ilk gördüklerinde şansları varken öldürmeye yeltenmemeleri yüzünden ikinci bir atmosferi bozan vaka daha kendini gösteriyor.

    Karakter seslendirmeleri ise oldukça başarılı. James Caan ve Robert Duvall gibi filmde başrol oynayan isimler, oyundaki bu karakterlere de orijinal seslerini vermişler. Diğerleri ise profesyonel seslendirmenler tarafından oldukça başarılı bir şekilde yapılmış. Çevresel sesler ise kulağa hoş gelmekte. Filmin orijinal müzikleri ise zaten oyun boyunca kendini gösteriyor ve oyuncuyu da sıkmıyor.

    2 sene boyunca bekledik, peki beklediğimize değdi mi ? çok da değdiğini söyleyemeyiz ama kesinlikle yanlış anlamayın. The Godfather bu tür için oldukça iyi bir oyun. GTA ve Mafia gibi rakiplerinin arasından sıyrılıp türe bir takım yenilikler getirmesini ve oyuncuya her yönüyle bir özgürlük vermesini beklerdik. Grafikleri ile de zaten bekleneni veremese de oyunumuz yine de uzun oyun süresi için mutlaka oynanmalı. Bildiğiniz gibi bu türden her zaman oyun çıkmıyor piyasalara. Özellikle de EA’nin elinden..


    _________________
    HIZ FELAKETTİR, YAPMAK CESARETTİR....

      Forum Saati Perş. Tem. 27, 2017 12:48 pm