His Forum

His'lerinize Güvenin


    NFS: Most Wanted

    Paylaş
    avatar
    RaZoR
    Süper Moderatör
    Süper Moderatör

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 709
    Yaş : 25
    Nerden : IsTaNbUl
    Lakap : --
    Kayıt tarihi : 17/02/08

    default NFS: Most Wanted

    Mesaj tarafından RaZoR Bir Ptsi Ağus. 04, 2008 12:23 am

    Oyuncuoğlunun hıza olan ihtiyacı 1990’lı yılların başlarında başladı. Test Drive ile tek diskete sığan bu hız tutkusu, insanlara uzun süre kendini oynatarak hıza olan ihtiyacını da gidermeye çalışmıştı. “Civ, Civvv” sesleri arasında oynanan Test Drive’ın bu ihtiyacı giderip gidermediği şüpheliydi tabi ki. 1995 yılında piyasalara çıkan Need For Speed, insanların gerçekten hıza olan ihtiyacını karşılayacak cinsten bir oyun olarak karşımıza çıkmıştı. Hem de bunu çoğu insanın ancak TV yada gazetelerde görebileceği; Lamborghini Diablo ve Ferrari 512TR gibi birer hız canavarı olan arabalar ile yapmayı başarmıştı ki, Need For Speed’i apayrı bir oyun yapanda buydu.

    Electronic Arts, 95 yılından günümüze kadar hemen hemen her sene yeni bir Need For Speed oyunu ile karşımıza çıkmayı başardı. Her seferinde bir önceki oyundan çok daha eğlenceli, görsel olarak daha doyurucu ve oynanabilirliği daha yüksek oyunlar ile kendi çıtalarını yükseltip durdular. Need For Speed 3: Hot Pursuit ile oyuna polisleri de ekleyen EA, oyundaki aksiyonu daha üst seviyelere çekmeyi başarsada, son dönemde piyasaya çıkarttıkları Underground serisi ile de olayın boyutunu illegal sokak yarışlarına çekmişti. Yalnız illegal bir takım işler yapıpta o mekanda polisleri görmemek oldukça ilginç olsa gerek, son olarak karşımıza çıkan Most Wanted ile sokak yarışlarında polisleri de devreye sokan EA, Underground ile artan sokak yarışı adrenalini çok daha yukarıları çekmeyi amaçlıyor.

    Bizleri Diablo’larla, Viper’larla ve McLaren’lerle yarışmaya alıştıran yapımcılar, olayın boyutunu sokak yarışlarına çektiklerinde görülen ilgi oldukça fazla olmuştu, çünkü son dönemlerde artık bu tarz yarış oyunlarının olmaz ise olmazı olan modifikasyon tutkusunu da beraberinde getiren sokak yarışları ile, sıfırdan bir yol canavarı yaratmanın insanlara daha cazip geldiği de aşikar. Most Wanted’da da konsept sokak yarışları üzerine kurulu. Yine sokaklarda özgürce dolaşabiliyor, yarışlara katılabiliyor, yarıştıkça kazandığımız paralar ile de aracımızı modifiye edebiliyoruz. Herşey buraya kadar Underground ile aynı. Fark ise tabiki de polisler!..

    Polislerin oyuna kattığı heyecan oyunu öyle bir noktaya getirmişki, artık amaç modifikasyon ile uğraşmak yada yarışıp para kazanmaktan çıkmış durumda. Çünkü, bundan önce Hot Pursuit ve High Stakes oyunlarında karşımıza çıkartılan polis ile kovalamaca sahnelerinin, bu oyundaki sahnelerin yanında sinek vızıltısı kaldığı bir oyun var karşımızda. Otoyollarda onlarca polis tarafından kovalanmak, önünüze kurulan barikatlardan 250 Kmh/s hız ile giderken kaçabileceğiniz bir delik aramak, polislerin yol boyunca ısrarla peşinizden sinir bozucu bir şekilde sizi izlemesini seyretmek, gerçekten de oyunun adrenalinini oldukça yukarılara tırmandırmış diyebilirim. Hatta Most Wanted’ta olay öyle bir boyutta ki, polisten kaçmak için polis arar duruma geliyorsunuz. Çünkü polis arabalarına zarar vermek oyundaki en büyük eğlence, aynı zamanda kariyer modununda getirilerinden biri.

    Kariyer modunda yine piyasaya sonradan gelip dikkat çekmeye çalışan isimsiz bir sürücüyü canlandırıyoruz. Underground’ta ki Bayview’de geçen olaylar bu sefer Rockport City’de gerçekleşiyor. Rockport’da polisler tarafından hazırlanmış bir Blacklist var ve bu listenin tepesinde de Razor isminde ukala biri bulunuyor. Olayların gidişhatı Razor’un bize dikkat çekmesine neden oluyor ve en sonunda onunla arabamızın ruhsatını kaybetmek pahasına yarış meydanında buluyoruz kendimizi. Tam onu yeneceğimizi düşünürken ise bize oynadığı hain bir oyun ile yarışı kaybetmemize sebep olan Razor yüzünden hapse düştükten sonra karşımıza Mia Townsend çıkıyor, yani gerçekteki ismiyle güzeller güzeli Josie Maran. Underground 2 ile karşımıza Brooke Burke’u çıkartan yapımcılar Josie Maran ile yine oldukça isabetli bir seçim yapmış diyebilirim. Mia bizi polisten kurtardıktan sonra bir araba alarak sıfırdan olaya başlamamıza yardımcı oluyor. Bundan sonrası aynı Underground’ta olduğu gibi ilerliyor. Yarıştıkça para kazanıyor, modifiye yaparak aracımızı güçlendiriyoruz. Yalnız bu oyundaki amacımız Blacklist’in en tepesinde bulunan Razor’u yenerek intikamımızı almak. Bu amaç için sırasıyla 14 amansız yarışçıyı safdışı etmemiz gerekmekte.
    Blacklist’deki bu yarışlar sırasında şehrin ilk başta kilitli olan bölümlerinin ve araçlarının açıldığını göreceksiniz. İlk başlarda Renault Clio ve Golf GTI gibi basit arabalar bulunurken yarıştıkça çok daha iyilerinin kullanıma açıldığını görüyoruz. Lamborghini, Porsche ve McLaren gibi yol canavarlarının kiltilerinin ise oyunun sonlarına doğru açılması ise canınızı sıkabilir ama o andan itibaren bu arabalara modifikasyon yapmanın verdiği heyecanı da düşünürseniz, hatta bu araçların modifiyeye zaten ihtiyaç duymayan araçlar olduğunu düşündüğümüzde, bu kadar geç kullanıma açılmalar oynayanları rahatsız etmese gerek.

    Blacklist’in bulunduğu kariyer modunda ilk olarak son sıradaki yarışçıya meydan okumamız gerekiyor. Bunun için biraz polis arabası parçalamız, yarış kazanmamız ve yollarda kaos yaratmamız gerekiyor. Çünkü bu Blacklist aslında ne kadar çok iyi yarışanların değil, çevreye en çok zararı verip bir o kadarda polisten kaçmayı başarmış “En Çok Aranan Sürücü”lerin listesinden oluşmakta. Bu yüzden polisten kaçmak yerine polisi arayarak etrafa zarar vermek bu oyunda bizim amacımızı oluşturmakta. Peşinize ne kadar çok polis takarsanız ve etrafa ne kadar çok zarar verirseniz aranma seviyenizde o kadar artıyor. Aranma seviyemiz arttıkça aynı GTA’da olduğu gibi önce yerel, daha sonra sivil polisler ve daha sonra 4x4’lü otoyol devriyeleri ile helikopterler bize yolları cehenneme çevirmek için birbirleri ile yarışa giriyorlar. Aranma seviyesinin yükselmesi ile oyunun zorluğu da artmakta. Polisleri atlatmayı başardığımız vakit ise bir müddet “Cooldown” durumu oluyor. Bu durumda da eğer yine kimselere gözükmezsek polisler peşimizi bırakıyorlar.

    Diğer yandan meydan okumak için gerekli olan yarışları kazandıktan ve yeterli Bounty puanlarını topladığımızda Blacklist’deki sıradaki yarışçı ile yarışmaya hak kazanıyoruz. Daha doğrusu o bizim meydan okumamıza yanıt veriyor ve kapışma başlıyor. Bazı yarışların ruhsatına iddialar ile yapıldığını ve rakibimizi devirdiğimizde aracına da sahip olduğumuzu görebiliyoruz. Listeden bir isim sildiğimizde sıra diğerine geliyor ve her seferinde bizden istenen Bounty puanları ve kazanılan yarış sayıları da artarak ilerliyor. İlerledikçe Bounty puanlarımızı arttırmak için dakikalarca polis ile kovalamaca yaşamak zorunda kalabiliyoruz. Ayrıca yakalandığımız vakit kazanılan Bounty puanlarını da hak edemiyor, hatta yaşattığımız zararı da ödememiz gerekiyor. Bir araç ile üç kere yakalanma hakkımız var. Üçüncüsünde aracımız elimizden alınıyor ki bu oyunada ayrı bir heyecan katmış.

    Oyun boyunca cep bilgisayarımıza mesajlar geliyor. Bu mesajları okuyarak aldığımız ipuçları ile ilerleyerek yolumuza devam ediyoruz. Mia’da kendini sürekli bize göstermekten çekinmiyor. Gerçek görüntülerin bu oyundaki gibi bir animasyon tekniği ile hazırlanması gerçekten de çok hoş olmuş. Ara videoaların ve bu animasyonların bolca gösterilmesi ise oyunun güzelliğini de arttırıyor.

    Rockport City’ye baktığımızda ise Bayview’den oldukça küçük olduğu görülmekte. Ama yarışlar için oldukça elverişli mekanlar sunuyor bizlere. Otoyollar, ara sokaklar ve şehir merkezleri ile Rockport City’de tam bir yarış mekanı. Artık yarışların gündüz yapıldığı Most Wanted’da gölgelendirme ve ışıklandırma efektleri bu şehri öyle güzel bir hale sokuyor ki, yarışırken ortaya çıkan renk cümbüşü insanı mest ediyor adeta. Yüksek hızlara ulaştığımızda yada Nitro'ya basıldığında devreye giren “Blur“ efekti ise görsel şöleni arttıran etmenlerden. Ayrıca şimdiye kadar Need For Speed oyunlarında alışık olmadığımız bir fizik motoru oyunda yer almakta. Bu fizik motoru çok kompleks bir şekilde çalışmasada yol boyunca karşımıza çıkan bir çok şeyi devirip kırmamıza olanak sağlıyor. Özellikle 3-4 aracın camı çerçeveyi kırıp döktüğü sahnelerde ortaya çıkan karmaşa görmeye değer. Yalnız araçların hasar almaması bir çok insanın yine canını sıkacaktır. Bu kadar çok polis ile kovalamacanın olduğu bir oyunda, aracımızın hasar alması oyunun Arcade özelliğini yitirmesine neden olacağı da bir gerçek. Yalnız çarptığımız araçlar hasar alabiliyorlar. Biz ise bu çarpışmalardan ufak tefek çizikler ile ayrılıyoruz. Bunun da korkusuzca sağa sola çarpmamıza neden olarak oyunu kolaylaştırdığı da söylenebilir. Ayrıca bir araca çarptığımızda artık çarptığımız araç gerçek dışı hareketler sergilemiyor. Çarpışmanın şiddetine göre ne olması gerekiyorsa onlar oluyor ki bunu sonunda bir NFS oyununda görmek gözlerimi yaşarttı bile diyebilirim.

    Hatırlayacağınız üzere Bayview’de bir yarış için yada aracımıza bir iki parça takmak için şehrin bir ucundan bir ucuna gitmemiz gerekebiliyordu. Şimdi ise yarışları direk menüden seçebilimekteyiz. Modifiye için ise yine haritadan bu mekanları bulmamız gerekmekte ama bu sefer bir seferde tüm modifiye ve güzelleştirmeleri yapabilmekteyiz. Bu işlem için ayrı ayrı Shop’lara gitmemize de gerek kalmıyor.
    Oyuna Underground’ta da yer alan Sprint, Circuit ve Drag yarışlarının yanı sıra iki farklı mod daha eklenmiş. Bunlardan biri olan Speedtrap modunda birileri ile yarışmıyoruz. Amaç; haritada yerleri belli edilmiş polis kameralarının önünden mümkün olduğunca hızla geçmek. Kim daha hızlı geçebilirse topladığı puanlarıda katlıyor ve yarışı da kazanıyor. Toolbooth modunda ise mantık Sprint ile aynı ama bu modta Time Trial olayı var. Yarışın yapıldığı yolllar otoyol gişeleri ile Checkpointlere ayrılıyor ve biz bu noktalardan süre bitmeden geçmeye çalışıyoruz. Ne kadar önce girersek, kalan sürede bir sonraki nokta için süre hanemize ekleniyor. Hızlı ve dikkatli olunduğu vakit bu bölümü geçmemek için bir neden yok diyebilirim. Oyunda birde Challange Tournament bölümü var. Buda yine kariyer moduna bağlı olsada Blacklist ile bir alakası olmayan bir bölüm. Sırası ile bize verilen görevleri yerine getiriyor ve ilerlemeye çalışıyoruz. Ayrıca yarışlarda karşımıza polislerde çıkabiliyor. Bu durumda yapmamız gereken polislere yakalanmadan yarışa devam etmek ve yarışı bitirmek. Yalnız yarış bitsede oyun devam ettiği için eğer bir polis tarafından kovalanıyorsak, yarışın sona ermesi ile kendilerini hala ensemizde görebiliyoruz.


    _________________
    HIZ FELAKETTİR, YAPMAK CESARETTİR....

      Forum Saati C.tesi Kas. 18, 2017 7:17 am