His Forum

His'lerinize Güvenin


    TATANGALAR tarihcesi

    Paylaş
    avatar
    Burak_ADM!N
    Admin
    Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1396
    Yaş : 25
    Nerden : İstanbul Velibaba
    Lakap : Bureska
    Kayıt tarihi : 17/02/08

    default TATANGALAR tarihcesi

    Mesaj tarafından Burak_ADM!N Bir Salı Tem. 29, 2008 6:06 am

    Herşey Altyapı'da Başladı

    1989 senesinde maçlara gidip gelen Sakaryaspor Altyapısı oyuncuları,
    yine bir İstanbul deplasmanı sonrası kendi maçlarından sonra, A
    takımdaki ağabeylerini izlemek için tribünde yerlerini alırlar.
    İstanbul’dur, "yedi tepe"dir, yakın bir deplasmandır derken "yedi
    tepe"den Sakarya Nehri her defasında fazlasıyla kalabalıkla akar o
    zamanlarda Yeşil Siyah’a destek için. Kalabalık ki uzun konvoylar
    halinde, kalabalık ki binlercesi, delicesine...

    O sezon, tribün adına çok fazlasıyla terslik yaşanmaktadır. Altyapı
    oyuncuları kaderin onları nereye götüreceğini bilmeden tanıklık ederler
    olanlara. Öylesine bir sezondur ki; rakiplerin Beşiktaş, Trabzon,
    Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımlar olduğu maçlarda, Sakarya Atatürk
    Stadı’nda 4/3’ü rakip takım taraftarları olmak üzere maçlar
    oynanmaktadır. 4/1’lik bir alanda içleri günden güne kemirilen Altyapı
    oyuncuları...Aslında bardağın son damlası oluyor gittikleri İstanbul
    deplasmanı onlara. “Birşeyler yapma zamanı geldi” diyorlar.

    Vilayetin önünden kalkan otobüslere doğru gidiyor yakın dostlar Uzun
    Murat ve Atilla. Arabada para konusu oluyor otobüsleri kaldıranlar
    tarafında, o zaman gencecik yürekleriyle Sakaryaspor’u desteklemek
    isteyen gençlerden zorla fazla para almaya çalışıyor otobüs
    kaldıranlar. Uzun Murat ve Atilla verdikleri paradan daha fazlasını
    vermek istemeyerek karşı çıkıyorlar zorbalara. Kabul ettiriyorlar en
    sonunda, baskın çıkıyorlar, çıkarcılara karşı. Bununla bitmiyor bardağı
    taşıran damlalar. İstanbul’da maçın oynanacağı stadın oraya geliniyor.
    Sakarya’dan gelenler davullar ve zurnalarla eğlenirken bir yanda ufak
    bir grup arasında arbede yaşanıyor. Fakat ne hikmettir ki davullarla,
    zurnalarla eğlenenler orada arbedede Sakarya’dan gelen gençleri
    umursamıyorlar. Uzun Murat ve Atilla bu görmezlikten gelme karşısında
    davul-zurnalı gruba müdahale ediyorlar sonrasında da arbede yaşanan
    yere yardım ediyorlar. Gördüklerine inanamıyor ve haksızlıklar
    karşısında dimdik durabilecek bir grup oluşturmaya karar veriyorlar.

    Sakaryaspor İbrahim Müftüoğlu başkanlığında o sezon küme düşüyor ve
    altyapı oyuncuları kendilerini kapı önünde buluyorlardı. Sakaryaspor
    altyapısı başarısızlıklardan sorumluymuş gibi dağıtılıyor ve iç
    kemirilen vakitler daha da artıyordu onlar adına. Her şey belki de o
    zamanlarda dediğimiz gibi altyapıdan başlıyor. Küllerden yeniden doğmak
    gibi.

    O dönemlerde yeni bir film girmiştir vizyona. Başrollerinde Kevin
    Costner ve Mary McDonnell’ın oynadığı Dances With Wolves yani
    türkçesiyle “Kurtlarla Dans”. Kırıntı Fuat vardır bir de o zamanlar.
    Hep vizyonda olan başrollerini Sakaryaspor Altyapısı’nın oynadığı
    filmde. Kırıntı Fuat “Kurtlarla Dans” etmeye gider. Filmden çok
    etkilenir. Hemen arkadaşlarının yanına gelip, zaten kurulma aşamasında
    olan tribün grubundaki arkadaşlarına “Buldum!” der. "Evreka!" yani.

    “İsmimiz Tatanka olmalı!” diye biraz da heyecanla söylenir durur.
    İçleri Sakaryaspor gidişatıyla taş olmuş ve ellerini taşın altına
    koymaya karar vermiş gençler, “Tatanka nedir?” diye sorar Kırıntı
    Fuat’a. Fuat anlatır uzun uzun.

    Tatanka isminin, Kurtlarla Dans filminde, savaşçı kızılderili kabilesi
    Sioux topluluğunun (Hunkpapa bölgesinde yaşadıklarından Hunkpapa Sioux
    kabilesi de denir), en değer verdiği, yaşayışında mânâ, duruşunda
    berklik olan bizonlara verdiği addır Tatanka. Güçlüdür, korkusuzdur,
    kutsaldır, değerlerine inançlıdır, haksızlıklara karşı savaşçıdır,
    yaşadığı yere tamamıyla sahiplenen bir varlıktır Tatanka. Derin
    anlamları vardır Sioux kabilesi için Tatanka’nın. Sioux kabilesinin
    reisi Iyotanka’nın (Iyotake de denir) önüne takıdır Tatanka. Her
    kızılderili gibi de derindir Tatanka Iyotanka. Aynen altyapı sonrası
    büyük bir kent sahipleniş savaşı başlatan geleceğin yıldızları gibi..

    Tatanka adının anlamını benimseyip, yapmak istediklerine en uygun
    olduğunu düşündüklerinden fikir birliğine vardı altyapı gençleri,
    tribün grubu ismi konusunda. Tatankalar dediler kendilerine, Nevada
    eyaletinin bizonları Sakarya Nehri’ne geldi. Nehrin çocukları, bizon
    olup koşmaya başladı. İlk pankartları Tatankalar adı ile maçlarda boy
    gösteriyor, sonrasında söyleniş zorluğu bakımından Tatanka adını
    Tatanga yapıyordu grubu kuranlar. Pankartlarını değiştiriyorlar,
    Tatangalar olup Sakarya Atatürk Stadı’na renk, heyecan, kulüp olmaktan
    ötelik getiriyorlardı.

    Sakaryaspor taraftarının bittiği, Sakaryaspor Kulübü’nün bitmek üzere
    olduğu öylesine bir dönemde 15-16 tane gencin var ettikleri isimdir
    aslında Tatanga. İLk kurulduğu dönemlerde civardan “Sizler örgüt
    müsünüz?”, “Amacınız nedir?” sorgulamalarıyla karşılaşsalar da
    misyonları, vizyonları ve tribünden aldıkları şehir sevgileriyle
    yollarına koyuluyorlardı.

    6-1’lik Eyüp maçı sonrası, Sakaryaspor kadrosunun Savaşlar, Gökhanlar,
    Sancarlar, Atillalar, Muratlar'dan oluştuğu dönemde Sakaryaspor
    play-off finallerine kalıyordu. İşte tam o sıralarda Tatangalar ilk
    maçları olan Antalya maçına hazırlanıyorlardı.

    Nasıl tezahürat edeceklerini, maçta neler yapacaklarına dair kararlar
    alıp, uygulamak için kolları sıvıyorlardı. Antalya taraftarı da o sene
    kalabalık gelmiştir ve maç başlar. Takımı ateşleyen güçlü bir koro
    olmayı o maçta aralarında konuşan Tatangalar 50 civarı kişi olmayı
    beklerken 500 kişilik bir kalabalığın onlara eşlik ettiğini görünce
    şaşırırlar. Şehirde sessizliğe bürünmüş potansiyel, Tatangalar’ın “sefa
    gelmiş hoş gelmiş” pankartıyla tribünlere yeşil-siyah koro halinde
    “Merhaba” der..

    ..ve Sakarya Atatürk Stadı o gün kulakları sağır eder...


    Kızılderili topraklarından binlerce kilometre
    ötede,bir Anadolu kentinin taraftarlarının, kendilerine
    Kızılderili’lerin en sadık dostlarından birini ad olarak seçmeleri
    tesadüf değildi elbette…


    Gençler,Kızılderililer için kutsal olan bu hayvanın taşıdığı anlama leke sürmeyeceklerine dair birbirlerine söz verdiler…

    Tatanka’nın anlamı, Kızılderili topraklarında ne ise; bu topraklarda da o olacaktı…

    Sakaryalı Tatankalar’ın, dünyanın en ünlü kızılderili şefi, çoğumuzun
    Yürüyen Buffalo adıyla bildiği Tatanka Mani’nin ‘’Siz beyazlar bizim
    vahşi olduğumuzu sandınız, bizim dostlarımızı anlamadınız, anlamaya
    çalışmadınız. Doğaya ve doğanın yöneticisine yakın yaşayan
    Kızılderililer karanlıkta değildir.’’ sözleriyle süren konuşmasında
    özetlediği, barışa, dostluğa, dayanışmaya, kardeşliğe, eşitliğe,
    ezmemeye, ezdirmemeye açılan penceresini kim görmezden gelebilirdi? Ya
    da karanlıkta olan kimlerdi?

    Yenilemek gerekirse, Tatankalar’ın yüzü, barışa, dostluğa, eşitliğe, ezmemeye, ezdirmemeye dönük olacaktı.

    7 senedir Ekrem (Karaberber) Hocaları’ndan öğrendikleri ile,
    Tatanka’nın taşıdığı anlam, birbiriyle örtüşüyordu. Ezmemek,
    ezdirmemek, şerefli mağlubiyeti, onursuz galibiyetlere tercih etmek…
    Dayanışma, eşitlik, kardeşlik…

    Bu yaklaşımı, Sakarya’dan tüm Türkiye’ye yaymaya söz verdiler.
    Yaklaşımlarını kimse küçümsememeliydi. Çünkü; taraftarlık, taraftarı
    olunan takımın başarısıyla taçlanacak bir şey değildi. Taraftarlık,
    vahşi kapitalizmin,’her ne şekilde olursa olsun kazan, kazanmak için
    her yol mubahtır’ yaklaşımına karşı onurlu mağlubiyetleri, kardeşçe
    kazanılan zaferleri tercih etmekti.

    Tatanka kavramını, taşıdığı anlamı, kendi aralarında tartıştılar ve
    karşılıklı fikir alışverişleri neticesinde, kavramın, kendilerini ifade
    etme açısından en uygun figür olduğuna karar verdiler.

    Kendilerini ifade edecek isim konusunda görüş birliğine vardıktan
    sonra,hareketin uzun soluklu olabilmesi amacıyla,genel ilkelerini de
    belirlediler:

    - O günden başlamak üzere; artık hepsi, “Sadece Sakaryaspor’’
    taraftarıydı. Geçmişten gelen G.S., F.B., B.J.K. vs. sempatizanlıkları,
    artık mazide kalmıştı.

    - Konuşacaklardı... Arkadaşlarıyla, dostlarıyla, esnafla, iş adamıyla,
    akrabalarıyla, öğrencilerle, herkesle konuşacaklardı. Fikirlerini
    herkesle paylaşacak, halkayı genişletmek için çaba harcayacaklardı.

    - Hepsi dünya görüşlerini, ideolojilerini, partilerini, mezheplerini
    bir kenara bırakarak, “Sakaryaspor Çatısı” altında birleşeceklerdi.
    Hareketlerine, siyaseti asla bulaştırmayacaklarına dair görüş birliğine
    vardılar.

    - Hiç kimsenin, Sakaryaspor ve Sakaryaspor sevgisi üzerinden, kişisel menfaat sağlamasına fırsat vermeyeceklerdi.

    - Büyüklerine karşı saygıyı, küçüklerine karşı sevgiyi asla ihmal etmeyeceklerdi.

    - Tribünlerine şiddeti asla bulaştırmayacaklar, tezahüratlarında küfüre yer vermeyeceklerdi.

    - Sakaryaspor Yönetimi’nin her olumlu icraatında destekçisi olacaklar,
    yapılan yanlış uygulamalar karşısında ise düzeyli muhalefet görevi
    üstleneceklerdi.

    - TATANGALAR pankartını, Sakaryaspor’un mücadele ettiği her yerde dalgalandıracaklardı.

    - Sakaryasporlu futbolcular ve aileleri ile sıcak ilişkiler kuracak,
    özellikle şehir dışından transfer edilen futbolcuların, şehre ve takıma
    en kısa sürede adapte olmaları için çaba harcayacaklardı.

    - Altyapıda oynayan futbolcu kardeşleri ile birebir diyalog kurarak,
    yetişmelerine katkıda bulunacak, geçmişten gelen tecrübelerini genç
    kardeşlerine aktararak, Sakaryaspor’un “futbolcu üretme fabrikası”
    özelliğinin devamına katkı sağlayacaklardı.

    - Çalışmalarını sadece tribünle sınırlı tutmayacak, hayatın her alanında aktif olmaya gayret edeceklerdi.

    - Diğer takımların tribün gruplarıyla temasa geçerek, Adapazarı’na
    gelen rakip takım taraftarlarının en iyi şekilde ağırlanmasına
    çalışılacaktı.

    - Deplasman organizasyonlarını disipline edecek, Sakaryaspor deplasman
    seyircilerinin, olumsuz imajını (1990 öncesi olumsuz imaj kast
    edilmiştir) ortadan kaldıracaklardı.

    O gün orada olanların şahit olacağı, Numaralı’daki bu “Başkanım bu
    çocuklar deli mi?” dedirten gençlerin, Sakarya halkına bir de
    sürprizleri vardı. Harçlıklarıyla ve Çark Caddesi esnafının
    yardımlarıyla temin ettikleri meşaleler ceplerindeydi. İlginç bir
    taraftar profili çizmekte ve numaralı müdavimlerinin tepkilerini
    üstlerine çekmekteydiler. Yıllarca, gişe önünden aldığı çekirdek ile
    maça giren, yanında getirdiği minderi altına koyarak koltuğuna gömülen,
    bir tiyatro edasıyla müsabakayı izleyen, etliye sütlüye karışmayan,
    hatalı bir pas veya kaçan bir gol sonrası, kendi futbolcusuna ağzına
    geleni söyleyen numaralı eşrafı; yanında ve önünde şarkılar, türküler
    söyleyen, yaptıkları besteleri koro halinde seslendiren bu gençlerden
    rahatsız olmuştu. Rahatsız olan bir başka grup daha vardı:
    “Adapazarı’na gelen konuk Antalyaspor seyircisi.”


    _________________
    First Tuning Yönetim Başkanı
    Sizlere Daha İyi Bir Hizmet Vermek İçin Çalışacağız!..


    avatar
    Burak_ADM!N
    Admin
    Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1396
    Yaş : 25
    Nerden : İstanbul Velibaba
    Lakap : Bureska
    Kayıt tarihi : 17/02/08

    default Geri: TATANGALAR tarihcesi

    Mesaj tarafından Burak_ADM!N Bir Salı Tem. 29, 2008 6:06 am

    Sakaryaspor seyircisinin, maç başlamadan önce
    Çarli’nin çektirdiği üçlü ile yaşadığı 30 saniyelik coşku sonrası
    koltuklarına oturmasına alışık olan herkes, etkilenir bu gençlerden.
    Maçın başlamasına 15 dakika kala başlattıkları tezahüratları, 90 dakika
    devam ettiren, yaptıkları bilinçli tezahüratlar ile maçın temposunu
    belirleyen, rakip üzerinde baskı kurulurken bir anda meşaleleri
    yakarak, sahadaki rakibi boğan Tatangalar karşısında, Adapazarı’na
    gelen Antalya taraftarı sönük kalmış, bir noktadan sonra pes ederek
    Tatangalar’ı seyretme yoluna gitmişti.

    Tatangalar 17-20, numaralının daimi konukları 45-50 yaşlarındadır.
    Tatangalar, aldıkları terbiye sebebiyle, kendilerine hakaret eden,
    zaman zaman küfreden, kendilerini aşağılayan hemşehrilerine saygıda
    kusur etmemiş, onlara kendilerini ifade etmeye çalışmış, ağızlarından
    kötü söz çıkmamış, ancak karşılıksız olarak verdikleri desteğin, kendi
    takımdaşları tarafından aşağılanması sebebiyle gönülleri kırık bir
    şekilde, tribünden ayrılmışlardı.

    Ertesi gün, yerel gazetelerde, kahvelerde, şehrin sokaklarında bu grup
    konuşulmaya başlanmıştı. Bunlar kimdi? Tatanka ne demekti? Bu gençlerin
    amacı ne idi?

    İlk 90 dakika sonunda, şehrin ilgisini çekmek, varolan yanlışlığa ayna
    tutabilmek Tatangalar’ı memnun etmişti ve zaman içinde, kendilerini
    gerek Adapazarı halkına, gerekse tüm Türkiye’ye anlatabileceklerini
    düşünerek, yeni projeler, yeni tezahüratlar üretmeye hız vermişlerdi.

    Antalya maçında, kendilerini üzen diğer bir görüntü, tribünlerde
    gördükleri renk bolluğuydu. Sakaryaspor’u desteklemek için stada gelen
    insanların birçoğunun üstünde, İstanbul takımlarının atkısı, forması
    vardı. Bu durum, birçok insan açısından, önemsiz bir ayrıntı gibi
    görünse de, “Tatangalar”ın bakış açısına göre, mutlaka aşılması gereken
    önemli bir görevdi.

    Sakarya’da hakim renk mutlaka ‘yeşil ve siyah’ olmalıydı. Tribündeki
    renk cümbüşünü, kısa sürede ortadan kaldırmak için mücadele etme kararı
    aldılar. Bunu, insanlarla diyalog kurarak, ikna etmeye çalışarak, kırıp
    dökmeden başarmaları gerektiğinde hemfikir oldular. O dönem jetonla
    giriliyordu stada ve onlar bu manzara karşısında, artan jetonları
    avuçlarında sıktılar ve “Avuçlarımızdaki bu acı geçene kadar...”
    diyerek, birbirlerine söz verdiler...


    _________________
    First Tuning Yönetim Başkanı
    Sizlere Daha İyi Bir Hizmet Vermek İçin Çalışacağız!..


      Similar topics

      -

      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 11:03 pm